PYK HUKUK VE DANIŞMANLIK BÜROSU|ANKARA

Anasayfa / FAALİYET ALANLARIMIZ

FAALİYET ALANLARI

 

Trafik Kazası Tazminatı Nedir? 

Ülkemizde sıklıkla yaşanan trafik kazaları sonrasında mağduriyet yaşayanların ve mağduriyete sebebiyet verenlerin trafik kazası tazminatı hakkında çok az bilgiye sahip olduğu veya hiç bilgi sahibi olmadığı görülmektedir. Trafik kazası tazminatı, mağdur olan sürücünün kazaya sebep olan sürücüye açtığı maddi veya manevi tazminat davasıdır. Kaza sonrası maddi veya manevi zarara uğrayan mağdur sürücü 1 yıl içinde trafik kazası tazminat davasını açabilir. Mağdur sürücü, uğradığı zararın türüne göre maddi zararlar, bedeni zararlar veya sürücünün vefat durumunda yakınları üstelenmek üzere bu hallere yönelik olarak ilgili evrakları toplayıp sigorta şirketine başvurulması gereklidir. Tüm evrakların eksiksiz teslim edilmesinin akabinde 8 iş günü içinde tazminat mağdura veya ailesine tazminat ödemesi yapılır.

Trafik Kazası Tazminatı Tutarları

Tazminat hesaplama yapılırken birçok durum aynı anda değerlendirilir. Eğer kişi vefat durumunda vefat edenin yaşı, aylık kazancı ve bakmakla yükümlü olduğu aile bireylerinin yaşı ve vefat edenle akrabalık dereceleri gibi faktörler belirlendikten sonra öngörülen ömürleri hesaba katılır. Eğer vefat eden yetişkin bir birey değil de bir çocuk ise ilerde ailesine destek olabileceği ihtimali göz önünde bulundurularak aile bireylerinin yaşı da hesaba katılarak gelecekte çocuktan alabilecekleri maddi destekten mahrum kalma durumu tazminat hesabında göz önünde bulundurulur. Yaralanmalı trafik kazalarında, yaralanma sebebiyle harcanacak giderler, geçici iş göremezlik hali, tedavi süresi gibi faktörler hesaba dâhil edilir. Uzvu kaybetme ve felç olma gibi kalıcı hasarlı trafik kazalarında kayıplarının çalışma hayatlarına ne derece engel olduğu, yakınlarının bu durumdan maddi anlamda ne kadar etkileneceği ve kalıcı zarara uğrayan mağdurun psikolojik sağlık kaybı da göz önüne alınarak trafik kaza tazminatı miktarı belirlenir.

PYK, bankalar, mali kuruluşlar,  kiralama şirketleri ve kredi alan şahıslar gibi geniş bir yelpazede yer alan müvekkillerine Bankacılık ve Finans Hukuku alanında hizmet vermektedir. Bankacılık  ve Finans Hukuku departmanı ulusal ve uluslararası olmak üzere finansal paketlerin dokümantasyonu, yeniden yapılanma ve araçlar bağlamında, müvekkililerini bütünleyen ve kuşatan bir hizmet  sağlamaktadır.

PYK, her türlü yargılama ve tahkim yollarının ulusal ve uluslararası boyutta takibi konusunda tecrübe sahibidir. Dava Tahkim ve Uyuşmazlık Çözümü alanında, başta ticari sözleşmelerden doğan ihtilaflara ilişkin davalar ve yabancı tahkim kararlarının Türkiye’de uygulanması olmak üzere ofisimizin çalışma alanları arasında yer alan tüm hukuk dallarında dava takibi, tahkim ve uyuşmazlık çözümü hizmeti vermektedir.

Hekimlerin ve hastanelerin sorumlulukları çerçevesinde, hukuka aykırı eylem ve işlemlerden kaynaklanan zararlar nedeniyle şu tür davalar açılabilir:

 a)  Ölüm nedeniyle maddi ve manevi tazminat,

    b)  Geçici veya kalıcı bedensel zararlar nedeniyle maddi ve manevi tazminat,

    c)  Yanlış tanı ve tedavi yüzünden uğranılan zararlar için maddi ve manevi tazminat,

    ç)    Tedavinin olağandan fazla ve gereksiz yere uzatılması nedeniyle tazminat,

    d)  Gereksiz ameliyat ve tedavi nedeniyle tazminat,

    e)  Hastayı aydınlatma ve bilgilendirme yükümlülüğünün yerine getirilmemesi, hastanın ve yakınlarının onamı alınmadan tedaviye başlanması ve ameliyat yapılması nedeniyle tazminat,

    f)   Sır saklama yükümlülüğüne aykırılık nedeniyle tazminat,

   g)  İvedi yardım gerektiren durumlarda hekimin görevini yapmayarak hastanın ölümüne veya  sakat kalmasına neden olmasından dolayı maddi ve manevi tazminat,

   h)  İvedi ve ilk yardım hizmetini yerine getirmeyerek ağır yaralıyı veya  hastayı kapıdan geri çeviren hastane yönetimine karşı maddi ve manevi tazminat,

   i) Gereksiz tedavi masrafları yaptırılması ve aşırı ücret alınması nedeniyle tazminat.

PYK Ceza Hukuku  alanında, müvekkillerine soruşturma aşamasından itibaren gereksinim duyulan her  türlü avukatlık ve danışmanlık hizmetini sağlamaktadır.

PYK,  soruşturma ve dava öncesinden  soruşturma ve davaların yürütülmesi ile infaz aşamasına kadar, cezai yaptırım  riski olan tüm iş ve işlemlere ilişkin danışmanlık hizmeti vermektedir.

Muvazzaf Askerlik Nedeniyle Fesih

İş mevzuatında 4857 sayılı kanuna tabi çalışanlar askerlik nedeniyle işten ayrıldıklarında kıdem tazminatını da hak ederler. 1475 sayılı eski İş Kanunu’muzun yürürlükte kalan ve kıdem tazminatını hakkını düzenleyen 14. maddesinde düzenlenmiştir.

“Madde 14 – (Değişik birinci fıkra: 29/7/1983 -2869/3 md.) Bu Kanuna tabi işçilerin hizmet akitlerinin:

… 3. Muvazzaf askerlik hizmeti dolayısıyla,

… son bulması hallerinde işçinin işe başladığı tarihten itibaren hizmet akdinin devamı süresince her geçen tam yıl için işverence işçiye 30 günlük ücreti tutarında kıdem tazminatı ödenir. Bir yıldan artan süreler için de aynı oran üzerinden ödeme yapılır.”

Muvazzaf askerlik hizmetini yerine getirmek için işten ayrılacak personelin en az 1 yıl çalışmış olmak kaydıyla kıdem tazminatı hakkı söz konusudur.

Bedelli Askerlik Nedeniyle Fesih

Muvazzaf askerlik ve bedelli askerlik birbirinden farklı değerlendirilmektedir. Bedelli askerlik, 21 günlük temel askeri eğitimi içeren bir düzenlemedir.

Bedelli askerlik düzenlemesi ile 1111 sayılı Kanuna eklenen Geçici Madde 55’in 4. fıkrasında açıkça belirtilmiştir ki, bedelli askerler bu hizmetin yerine getirildiği süre boyunca çalıştıkları işyerlerinde ücretsiz izinli sayılacaklardır.

Geçici Madde 55: ….

Bu madde hükümlerinden yararlananlar temel askerlik eğitimi süresince çalıştıkları işyeri, kurum ve kuruluşlar tarafından aylıksız ve ücretsiz izinli sayılırlar.”

Buradan da anlaşılacağı üzere bedelli askerlerin kıdem tazminatı hak etmesi gibi bir durum söz konusu değildir. Bedelli askerlik nedeniyle işten ayrılan işçi istifa etmiş sayılacaktır. Muvazzaf askerlik hizmetinde olduğu gibi bir iş akdi feshi ve akabinde kıdem tazminatı hakkı olmayacaktır.

Bedelli askerler, 21 günlük eğitimleri boyunca iş sözleşmeleri askıya alınacak, geri döndüklerinde işlerine kaldıkları yerden devam edeceklerdir.

İşverenin iş sözleşmesini işçinin bedelli askerlik hizmeti nedeniyle feshetmesi de mümkün değildir.

Bedelli Askerlik Süresi Kıdem Süresinden Sayılacak mı?

Ücretsiz İzinli olunan sürelerde iş sözleşmesi askıda kalmaktadır. Kıdem süresi yıllık izin gibi haklar bu sürede işlemeyecektir. İşçinin yıllık izin süresi hesaplanırken ücretsiz izinde olduğu süreler kıdem süresi hesabına katılmayacaktır.

Bedelli Askerlik Yıllık İzinden Mahsup Edilebilir mi?

Bedelli askerlik boyunca işçilerin ücretsiz izinde olduğu açıkça belirtildiğinden, çalışanın sigortalı kalması da uygun görülmemektedir. Yıllık ücretli izinli sayılan işçinin askerlik hizmetini gerçekleştiriyor olması yıllık iznin anlamını yitirmesine neden olmaktadır.

Yıllık ücretli izin işçiye dinlenmesi amacıyla verilmektedir. Ayrıca 5510 sayılı kanuna göre askerlik hizmeti boyunca çalışmanın yasak olması kuralı ile ters düşülmektedir.

PYK, bankalar, mali kuruluşlar,  kiralama şirketleri ve kredi alan şahıslar gibi geniş bir yelpazede yer alan müvekkillerine Bankacılık ve Finans Hukuku alanında hizmet vermektedir. Bankacılık  ve Finans Hukuku departmanı ulusal ve uluslararası olmak üzere finansal paketlerin dokümantasyonu, yeniden yapılanma ve araçlar bağlamında, müvekkililerini bütünleyen ve kuşatan bir hizmet  sağlamaktadır.

PYK, her türlü yargılama ve tahkim yollarının ulusal ve uluslararası boyutta takibi konusunda tecrübe sahibidir. Dava Tahkim ve Uyuşmazlık Çözümü alanında, başta ticari sözleşmelerden doğan ihtilaflara ilişkin davalar ve yabancı tahkim kararlarının Türkiye’de uygulanması olmak üzere ofisimizin çalışma alanları arasında yer alan tüm hukuk dallarında dava takibi, tahkim ve uyuşmazlık çözümü hizmeti vermektedir.

İş Kazası Nedeniyle Tazminat Davaları

MADDİ TAZMİNAT Davası (İş kazası nedeniyle)

İş kazası geçiren işçi, ruhen ve/veya bedenen zarara uğramış olabilir. İşte ruhen ve/veya bedenen zarar gören işçinin bu zararını gidermesi adına Türk Borçlar Kanunu gereğince dava açma hakkı bulunmaktadır. Türk Borçlar Kanunu’nun 51 ve devamında düzenlenen haksız fiil neticesinde tazminat maddelerine göre iş kazası geçiren işçi ; cismani zarar halinde zararının giderilmesini talep edebilecektir. Bunun yanı sıra ölüm ve bedensel zararlarda zarara uğrayan işçi bazı giderlerin karşılanmasını talep edebilecektir. Ölüm ve bedensel zarar halinde iş kazası geçiren işçi şu giderlerin karşılanmasını talep edebilir :

Ölüm Halinde ;

  • Cenaze giderleri,
  • Tedavi giderleri (ölümden önce bir tedavi süreci var ise)
  • Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar.
  • Ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplar.

Bedensel Zarar Halinde ;

  • Tedavi giderleri,
  • Kazanç kaybı,
  • Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar.
  • Ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar.

istenebilir. İlgili kalemler iş kazası geçiren işçi tarafından istenecektir.

İş kazası geçiren işçi, işveren aleyhine maddi tazminat davası açabilecek, bu maddi tazminat davasında yukarıda bahsi geçen giderlerin karşılanmasını talep edebilecektir. Burada dikkat edilmesi gereken husus, işçinin geleceğe yönelik hak kayıplarını da talep edebilmesidir. Nitekim iş gücü kaybına uğrayan bir işçi, gelecekte bunun sıkıntısını yaşayacak ve iş kazası ve sonrasındaki süreçte kendisine bağlanan aylıklar bir an olsun tatmin etse de gelecekte bu tatmin sağlanamayacaktır. Hal böyleyken en önemli husus, işçinin çalışma gücünün azalmasından veya yitirilmesinden dolayı uğrayacağı zararlardır.

İş kazası nedeniyle açılacak davalardan olan maddi tazminat davası için en önemli belge, SGK müfettişleri tarafından düzenlenen tutanaklar, belgelerdir. Nitekim SGK müfettişleri, iş kazasını yerinde inceleyecek, tarafların ifadelerine başvuracak, iş kazası geçiren işçinin sigorta bilgileri ve çalışma koşulları, maaşı vb. hususlarda bilgi sahibi olacak ve her türlü araştırmayı yapacaktır. Gerek kusur oranlarının belirlenmesi gerekse de işçinin iş gücü kaybının tespit edilmesinde önemli rol oynayacaktır. İşbu nedenle SGK müfettişleri tarafından hazırlanan raporlar çok büyük önem taşımaktadır.

Kurumca Bağlanan Gelirlerin Maddi Tazminattan Mahsup Edilmesi 

İş kazası neticesinde meslekte kazanma gücünü yitiren işçi, açacağı maddi tazminat davası neticesinde bir tazminata hak kazanacaktır. Aynı zamanda işçi, tazminata hak kazanmasının yanı sıra Kurumca sürekli iş göremezlik gelirine de hak kazanabilecektir. Hal böyleyken Yüksek Mahkeme ; iş kazası veya meslek hastalığı sonucu oluşan zararın giderilmesi istemine ilişkin olarak açılan tazminat davaları nitelikçe sigortaca karşılanmayan zararın giderilmesi istemini amaçlamaktadır demektedir. İşbu nedenle, maddi tazminatın hesabında, Kurumca bağlanan ödeneklerin veya gelirlerin tazminat miktarından mahsup edilmesi gerekliliği açıktır.

Maddi Tazminat Harca Tabi Midir ?

İş kazası nedeniyle açılacak davalarda maddi tazminat nispi harca tabiidir. Şayet dava açılırken cismani zarar nedeniyle talep edildiği beyan edilirse harç miktarı buna göre hesaplanacaktır.

MANEVİ TAZMİNAT Davası (İş kazası nedeniyle)

Borçlar Kanunumuzun ilgili maddelerinde düzenlenen manevi tazminat ; bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özellikleri göz önünde tutularak, zarar görene uygun bir miktar paranın ödenmesi şeklinde madde metninde ifade edilmiştir. Şayet ağır bedensel zarar veya ölüm halinde de zarar görenin veya ölenin yakınlarının da manevi tazminat talep edebileceği Türk Borçlar Kanununda yer almıştır.

Manevi Tazminatın Şartları Nelerdir ?

İş kazası nedeniyle zarar gören veya ölenin yakınları için manevi tazminata hükmedilebilmesi için bazı şartların varlığı aranacaktır. Bu şartlar şu şekildedir :

  • Fiil
  • Fiil neticesinde zararın meydana gelmesi
  • Zarar ile fiil arasında illiyet bağı
  • Fiilin hukuka aykırı olması
  • İşçinin cismani zarara uğraması

Yukarıda sayılan şartların varlığı halinde Hakim ; manevi tazminata hükmedecektir. Peki eş ve/veya çocukların manevi tazminata başvurma şartları nelerdir ? Eğer işçi, iş kazası neticesinde ölmüş ise mirasçılarının maddi ve manevi tazminat açma hakları zaten Türk Borçlar Kanunu gereğince mevcuttur. Fakat işçinin yalnızca cismani zarara uğraması halinde, yakınlarının bu zarar dolayısıyla hayat seyirleri değişir, kaza dolayısıyla psikolojileri bozulur ve benzer etkiler gözlenirse ; yine manevi tazminat açma hakları söz konusu olacaktır. Nitekim manevi tazminat, olay karşısında kişilerin manevi kayıplarını gidermeye hizmet edecektir. Nitekim Yüksek Mahkeme bir kararında şu gerekçe ile eş ve çocukların manevi tazminat isteyebileceklerine hükmetmiştir : ‘Olay nedeniyle, doğrudan doğruya cismani zarara maruz kalan davacının, eş ve çocuklarının ruhsal sağlığı ağır şekilde bozularak şok geçirip tedavi olmak zorunda kalmaları durumunda illiyet bağı gerçekleşmiş sayılacağından Borçlar Kanunu’nun 47. maddesine dayanarak manevi tazminat isteyebilirler.’ denilmiştir.           

Gayrimenkul arazi, apartman, arsa, bina, konut, işyeri, villa, fabrika gibi değerlerin genel adı olarak ifade edilir. Gayrimenkul (taşınmaz) hukuku, eşya hukukunun önemli bir parçasıdır. Ülkemizde eşya hukukuna dair yaşanan problemlerin büyük bir çoğunluğunu gayrimenkul hukuku oluşturmaktadır.  Bu alanda hukuki danışmanlık alınması ileride yaşanması muhtemel olabilecek sıkıntıları önlemek açısından önemlidir.

–Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmeleri:

Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesi; “Eser Sözleşmesi” ve “Gayrimenkul Satış Vaadi Sözleşmesinden” oluşur. Bu tip sözleşmelerin uzmanlardan yardım alınmadan hazırlanması halinde inşaat evresinde taraflar telafisi zor büyük mağduriyetler yaşamakta, inşaatın bitmesi gecikmekte ve sayısız davaların açılmasına sebep olmaktadır. Bu sebeple arsa payı karşılığı inşaat sözleşmeleri uzman kişilerden yardım alınarak hazırlanmalıdır. Uzman ekibimiz tarafından; arsa payı karşılığı inşaat sözleşmelerin hazırlanması, sözleşmenin feshi davaları, tazminat davaları, uyarlama davaları ve bu sözleşmelerden kaynaklanabilecek diğer tüm davalarda danışmanlık ve avukatlık hizmeti verilmektedir.

– Gayrimenkul Satış Vaadi Sözleşmesi:

Satış vaadi sözleşmesi, alıcı ve satıcının karşılıklı olarak satıcının taraflarca belirlenen bir bedel karşılığında taşınmazın satışını vermek, alıcının da bu taşınmazı satın almak ve bedelini ödemek konusunda tarafların vaat ve taahhüt beyanlarını kapsayan sözleşmedir. Gayrimenkul satış vaadi sözleşmeleri uzmanlardan yardım alınarak ve sözleşme taraflarını koruyucu düzenlemeler içerecek şekilde hazırlanması hak kayıplarının önlenmesi açısından önem arz etmektedir.

Gayrimenkul arazi, apartman, arsa, bina, konut, işyeri, villa, fabrika gibi değerlerin genel adı olarak ifade edilir. Gayrimenkul (taşınmaz) hukuku, eşya hukukunun önemli bir parçasıdır. Ülkemizde eşya hukukuna dair yaşanan problemlerin büyük bir çoğunluğunu gayrimenkul hukuku oluşturmaktadır.  Bu alanda hukuki danışmanlık alınması ileride yaşanması muhtemel olabilecek sıkıntıları önlemek açısından önemlidir.

Ölünceye kadar bakma sözleşmesi düzenleme, Vasiyetname ve mirasçı tayini sözleşmesi düzenleme, Mirastan mal kaçırma davası, Mirasta mal paylaşımı ve saklı payın korunması davası, Mirasta tenkis davası, Terekeyle ilgili her türlü tespit, defter tanzimi ve taksim davaları,Mirasçıların miras talebine veya reddine ilişkin her türlü dava işlerinde hukuki hizmet vermekteyiz.

Sözleşme, iki ya da daha fazla kişi arasında yapılan ve koşullarına uyulması yasayla desteklenmiş olan antlaşmalara denir. Tarafların birbirine uygun irade açıklamalarıyla yapılan bir hukuki işlem olan sözleşmenin genel olarak belirli bir biçimde yapılması zorunlu değildir. Ama bazı tür sözleşmelerin belirli biçimde yapılması yasalarda öngörülmüştür. Örneğin, taşınmaz malların satış sözleşmesinin resmi biçimde yapılması zorunludur. Sözleşmenin yazılı biçimde yapılması anlaşmazlık durumunda kanıtlamayı kolaylaştırmak için de yararlıdır.

Profesyonel iş hayatında her zaman önemini korumuş olan sözleşmeler, günümüzde günlük hayatta da gün be gün önem kazanmaktadır. Biz hukukçular var olan bir sözleşmenin hukuki ilişkinin temeli olduğunu biliriz. Bu çerçevede müvekkillerimize, kurulacak hukuki ilişkinin niteliğine uygun sözleşme hazırlamakta, sözleşmelerden kaynaklanan hak ve yükümlülükler hakkında gerekli bilgilendirmeleri yapmakta ve sorunlarla karşılaşıldığında çözüm üretmekteyiz.

Bu çerçevede PYK Hukuk Bürosu, Şirket ana sözleşmeleri, ana sözleşme değişiklikleri, iş sözleşmeleri, , barter sözleşmeleri, reklam sözleşmeleri, alım-satım sözleşmeleri, inşaat sözleşmeleri, kira sözleşmeleri ve daha pek çok alanda gerek duyulabilecek sözleşmelerin hazırlanması, taraflarca hazırlanmış olan sözleşmelerin incelenmesi ve gerekli noktaların düzeltilmesi, sözleşmelerde yer alan ve müvekkillerimiz aleyhine haksız bir sonuç doğurabilecek hususların tespiti, ticari sözleşmelerin hazırlanması konularında kurumsal ve bireysel müvekkillerimize danışmanlık hizmeti sunar.

Ölünceye kadar bakma sözleşmesi düzenleme, Vasiyetname ve mirasçı tayini sözleşmesi düzenleme, Mirastan mal kaçırma davası, Mirasta mal paylaşımı ve saklı payın korunması davası, Mirasta tenkis davası, Terekeyle ilgili her türlü tespit, defter tanzimi ve taksim davaları,Mirasçıların miras talebine veya reddine ilişkin her türlü dava işlerinde hukuki hizmet vermekteyiz.

Hasta hakları; önce uluslararası sözleşme ve bildirgelere sonra sağlık hizmetlerinden faydalanma ihtiyacı bulunan fertlerin hak talebini karşılayacak yasal düzenlemeler ile uygulamaya girmiştir. Hasta haklarının dayandığı uluslararası anlaşmalar, anayasa, kanunun, yönetmelik ve ilgili mevzuat dikkate alındığında sağlık hukukunun, ceza, borçlar ve idare hukuku gibi birçok hukuk dalı ile bağlantılı bir hukuk dalı olduğunu söyleyebiliriz.

Dünya Tabipler Birliği, hasta haklarının varlığını kabul ederek 1981 yılında “Lizbon Hasta Hakları Bildirgesi”ni yayınlamıştır. Bu bildirge birçok ülkenin yanı sıra ülkemizce de dikkate alınarak hasta hakları ile ilgili hukuki düzenlemeler yapılmıştır.

Türk Tabipleri Birliği (TTB) Hasta Hakları Bildirgesi’nde hasta haklarının bir insan hakkı ve sağlık hizmetlerinin vazgeçilmez bir unsuru olduğuna, doktorluk mesleğinin insan onuruna saygılı ve hekim hasta ilişkisinde tıp etiği ilkelerin öncelikli olarak kabul edildiğine, hasta haklarının tanınmasında, uygulanmasında ve geliştirilmesinde hekimlerin önemli görev ve sorumluluklarının bulunduğuna, ancak hasta haklarından temelde tüm sağlık sisteminin sorumlu olduğuna, bu çerçevede hem sağlık sisteminin hasta haklarına uygun biçimde oluşturulması, hem de bu hakların hekimler ve diğer tüm sağlık çalışanları tarafından benimsenmesi için gerekli önlemlerin alınmasına TTB’ce destek verildiğine, hasta haklarını kısıtlayan hiç bir ekonomik ve politik uygulamanın kabul edilemez olduğuna, sağlık hizmetlerinin sunumunda hasta haklarına saygı gösterilmesini iyi hekimliğin vazgeçilmez bir unsuru olarak kabul edildiğine yer vermiştir.

Ölünceye kadar bakma sözleşmesi düzenleme, Vasiyetname ve mirasçı tayini sözleşmesi düzenleme, Mirastan mal kaçırma davası, Mirasta mal paylaşımı ve saklı payın korunması davası, Mirasta tenkis davası, Terekeyle ilgili her türlü tespit, defter tanzimi ve taksim davaları,Mirasçıların miras talebine veya reddine ilişkin her türlü dava işlerinde hukuki hizmet vermekteyiz.

​Tazminat Hukuku alanında verilen hizmetlerden bazıları:

Aksan İcra İflas  Hukuku alanında, alacağın tahsili amaçlı icra takiplerinde borçluya ait tüm  menkul, gayrimenkul ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacakların tespiti amaçlı  kapsamlı araştırmalar yapmaktadır. Bu alandaki hizmetler, alacaklı/borçlu ve  üçüncü kişiler arasındaki uyuşmazlıkların çözümü için icra mahkemeleri ve genel  mahkemelerde dava takibi işlerini de kapsamaktadır.

  •  Alacağın tahsili  amaçlı icra ve iflas takipleri
  • Borçlu ya da  alacaklı müvekkiller ile karşı taraf arasında borç tasfiye görüşmeleri ve  yapılan sulh anlaşmalarının protokole bağlanması
  • İflas Erteleme
  • Bankaların kredi  sözleşmelerinden doğan ihtilaflarının çözümlenmesi

Uluslararası ekonomik göçün makro dinamiklerinin belirlendiği son çeyrek asılda göç veren ülke konumundan göç alan ülke konumuna geçmekte olan Türkiye gibi bir ülkede faaliyet göstermekte olan Hukuk Büromuz,  donanımlı Avukat ve Yabancı Danışmalarımız aracılığıyla Yabancılar Hukuku alanında bilfiil hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir.

Yabancı ülke vatandaşlarının Çalışma İzinlerinin alınması, Oturma izni prodesürlerinin takip edilmesi, Türk Vatandaşlığına ilişkin başvuru ve takip işlemlerinin yapılması başta olmak üzere yabancılık unsuru taşıyan her konuda full-servis hukuki danışmanlık hizmeti veren Departmanımız, müvekkillerimizin bu alana ilişkin tüm hukuksal sorunlarına destek olmaya, çözüm üretmeye hazırdır.

İnşaat hukuku üzerinde titizlikle çalışılması gereken ve uzman görüşlerine her zaman ihtiyaç duyulan son derece spesifik bir alandır. İnşaat hukukunun bu niteliklerinin farkında olan PYK Hukuk Bürosu bu alanda derin ve geniş teknik bilgiye sahip uzman bir inşaat hukuku ekibine sahiptir. İnşaat hukuku ekibimiz müvekkillerinin inşaat hukuku açısından ihtiyaçlarını çok iyi anlamakta ve derin uzmanlığıyla onların ihtiyaçlarına cevap verebilmektedir.

PYK Hukuk’un İnşaat hukuku alanında uzman ekibi inşaat sözleşmelerinin her aşamasında danışmanlık hizmeti vermektedir. Sadece inşaat sözleşmelerinin oluşturulmasında değil aynı zamanda inşaat sözleşmesinin herhangi bir aşamasında oluşabilecek ihtilaflar hususunda da hukuki hizmet vermekteyiz. İnşaat sözleşmesinin hazırlanması ve gözden geçirilmesinin ardından ekibimiz sözleşmenin ifası sürecinde de hukuki danışmanlık hizmetleri sunmaktadır.

İnşaat sektöründe, yap-işlet -devret projeleri, kamu ve özel sektör ihaleleri, imtiyaz sözleşmeleri, ortak girişim anlaşmaları, inşaat sözleşmeleri, alt yüklenicilik sözleşmeleri, lisans anlaşmaları, proje yönetimi anlaşmaları, işletme yönetimi anlaşmaları, sözleşme yönetimi, dava yönetimi ve gerektiğinde yargılama ve tahkim yoluyla uyuşmazlıkların çözülmesi konularını kapsayan nitelikli bir tecrübe birikimine sahibiz.

MANEVİ TAZMİNAT DAVASI NEDİR NEDEN AÇILIR

Kişilik haklarının ihlali hallerinde manevi tazminata hükmedilir. Şeye gelen zarardan dolayı kural olarak manevi zararın tazminine hükmedilmez. İstisnai durumlardan dolayı kişilik hakkının ihlali sözkonusu ise manevi zarar tazmin edilir. Yani manevi tazminat malvarlığı dışında ki hukuksal değerlere yapılan saldırılar ile meydana getirilen eksilmenin giderilmesidir. Amaç çekilen acıları yeterince dindirmek, kırılan yaşam arzusunu tazelemek, yaşama yeniden bağlanmak ile ruhsal dengeyi sağlamaktır. Diğer bir deyişle hukuken himaye edilen kişisel varlıklara yönelmiş bir tecavüz sonucu meydana gelen bir eksilmenin giderilmesidir.

Bu eksilmenin tespiti ve sınırlarının çizilmesi,yani parasal değerinin bulunması çok zordur. Dolayısıyla manevi zararın aynen tazminini imkansızdır. Bu imkansızlık karşısında genellikle para ile tazmin yoluna gidilmektedir. Paranın birçok ihtiyaçlara cevap vermede oynadığı rol dikkate alınarak bozulan fiziki ve ruhi dengenin kısmen ve imkan nisbetinde iadesini temin anlamında iyi bir araç olduğu kabul edilmiştir. Bununla beraber manevi zararın para ile tazmin ve telafisi,hiç bir zaman haksız kazanca ve sebepsiz zenginleşmeye kaynak teşkil etmemelidir. Onun içindir ki, hakim gerekli gördüğü takdirde manevi zararın telafisi için paradan başka bir tazmin şekline karar verebileceği gibi, ona ilâveten paraya da hükmedebilir

Uluslararası ekonomik göçün makro dinamiklerinin belirlendiği son çeyrek asılda göç veren ülke konumundan göç alan ülke konumuna geçmekte olan Türkiye gibi bir ülkede faaliyet göstermekte olan Hukuk Büromuz,  donanımlı Avukat ve Yabancı Danışmalarımız aracılığıyla Yabancılar Hukuku alanında bilfiil hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir.

Yabancı ülke vatandaşlarının Çalışma İzinlerinin alınması, Oturma izni prodesürlerinin takip edilmesi, Türk Vatandaşlığına ilişkin başvuru ve takip işlemlerinin yapılması başta olmak üzere yabancılık unsuru taşıyan her konuda full-servis hukuki danışmanlık hizmeti veren Departmanımız, müvekkillerimizin bu alana ilişkin tüm hukuksal sorunlarına destek olmaya, çözüm üretmeye hazırdır.

Ölümle sonuçlanan trafik kazalarında vefat eden yakınınız için kusurlu olan aracın sahibi, sürücüsü ve trafik sigorta poliçesinden tazminat alma hakkınız bulunmaktadır. Bu tazminat türü “destekten yoksun kalma tazminatı” olarak adlandırılmaktadır.

Destekten yoksun kalma tazminatı talebinde bulunabilecekler; ölen kişinin eşi, belirli bir yaşa kadar olan çocukları ve kardeşleridir.Vefat eden kişi çocuksa anne ve babası tazminat talep edebilir.Ölen kişiyle akrabalık bağı olmayan kişiler de hayattayken ölenin kendisine destek olduğunu ispatlamak şartıyla tazminat talebinde bulunabilirler.

Destekten yoksun kalma tazminatı hesaplanırken her olayın özelliğine göre ölenin yaşı, gelir düzeyi, ailesine ve yakınlarına desteklik durumu dikkate alınarak hesap edilen tazminat tutarları farklılık göstermektedir. Bu zamana kadar tek taraflı ve/veya %100 kusurla meydana gelen kazalar sonucunda vefat eden araç sahibi ve sürücüsünün yakınlarının tazminat talep etme hakkının olmadığı yönündeki yaygın düşünceye karşın Yargıtay’ın güncel kararları sonrasında artık yakınlarınız meydana gelen kazada %100 kusurlu olsalar dahi tazminat talep etme hakkınız bulunmaktadır. Bu konuda halen sigorta şirketleri yapılan tazminat başvurularını reddetseler bile daha sonradan dava aşamasında geçen süre sonucunda işleyecek faizle birlikte çok yüksek tazminatlar ödemek durumunda kalmaktadırlar.

Sakatlanma Tazminatı

Trafik kazası geçiren kişilerin vücut bütünlüğünün belli oranda kaybı sonucunda hak ettikleri tazminat türüne sakatlanma tazminatı adı verilmektedir. Bu tazminat, bizzat trafik kazası geçiren kişiler tarafından talep edilebilmektedir.Trafik kazası sonucunda vücut bütünlüğü kaybı oranı ise hastanelerden alınacak sağlık raporuna göre tespit edilmektedir.

Hak edilen tazminat miktarı hastane raporundaki sakatlık oranına, kişinin yaşına ve trafik kazası öncesindeki gelirine göre değişiklik göstermektedir.

Trafik kazası geçiren kişiler bazen kazanın ağırlığına göre belirli süre işlerine gidemeyecek durumda olup evde istirahat etmek zorunda kalabilirler. Bu durumda hastanelerden alınacak geçici iş göremezlik raporlarıyla kaza geçiren kişilerin ne kadar süreyle işinden, gücünden yoksun kalacakları tespit edilmektedir. Yine kazazedeler o süre içerisinde işlerine gidememe sebebiyle uğramış oldukları zararı “geçici iş göremezlik tazminatı” adı altında talep edebilirler.

PYK, müvekkillerinin insan kaynakları birimleri ile sürekli iletişim halinde  çalışarak, istihdam sürecinin başladığı andan sona erdiği ana kadar bütün  prosedürün yasal düzenlemelere uygun yerine getirilmesini sağlamakta ve gerekli  görüldüğü durumlarda müvekkil uygulamasının mevzuata uygunluğu için yeniden  tanzim edilmesine destek vermektedir.

  • Toplu iş  sözleşmesi taslaklarının hazırlanması ve müzakerelerin yapılması
  • Sözleşmenin feshi  ve işten çıkarma konularının sulh veya dava yolu ile halli
  • İş kazası ve  hastalıklarına ilişkin cezai ve hukuki sorumluluklar hakkında danışmanlık ve yükümlülüklerin yerine getirilmesi çalışmalarının sağlanması
  • Çalışma  ortamlarının özellikle sağlık ve güvenlik açılarından yürürlükteki mevzuata  uyumunun sağlanması
  • İş sözleşmelerinin  ve bağlı prosedürlerin Yargıtay uygulaması ışığında güncellenmesi ve/veya  yeniden düzenlenmesi
  • Her somut duruma  özgü tutanak, savunma istem yazıları, ihtar ve fesih bildirimlerinin  hazırlanması
  • İş Kanunu, Sosyal  Sigortalar Kanunu ve İşsizlik Sigortası kanunundan doğan yükümlülüklere ilişkin  eğitim hizmetlerinin sunulması
  • Sendikal  faaliyetler ile ilgili ihtilafların çözümlenmesi

YUKARI